Platon ve Özdeki Yalan

makale

Joshua J. Mark
tarafından , Tercüme eden Deniz Yılmaz
yayınlandı 24 Mayıs 2019

Orijinal metin Engilizce: Plato's Lie In The Soul

Platon meşhur eseri “Devlet”te “Gerçek Yalan” ya da “Özdeki Yalan” kavramını ele alır. Sokrates ve Adeimantus (Platon’un erkek kardeşi) arasında geçen diyaloğa göre, Platon “gerçek yalan”ı kişinin hayatındaki en önemli şeylere yanlış bir şekilde inanması olarak tanımlanmıştır. Platon’un “özdeki yalan”ı, sofist Protagoras’ın herkesçe bilinen, “Her şeyin ölçütü insandır” önermesine, yani biri bir şeyin öyle olduğuna inanıyorsa öyledir önermesine cevap olarak algılanabilir. Platon, Protagoras’ın iddiasını neredeyse her bir diyaloğunda reddeder ve Devlet de bir istisna değildir.

“Gerçek yalan” ya da “özdeki yalan” en iyi şu şekilde açıklanabilir: Eğer biri belirli bir noktada, bütün öğünlerde havuç yemenin sağlığı için yapabileceği en iyi şey olduğuna inanırsa ama sonradan herhangi bir şeyde aşırıya kaçmanın kötü olduğunun farkına varır ve havuç yemeyi bırakırsa, bu farkındalık uzun vadede kişinin hayatında olumsuz sonuçlara yol açmaz. Buna karşın, eğer kişi sevdiği birinin olabilecek en iyi erdem örneği olduğuna inanır ve sonradan bu kişinin yalancı, işbirlikçi bir hırsız olduğunu keşfederse, bu keşif kişinin kendine olan, kendi hükmüne olan, başka insanlara olan güvenini ve hatta tanrı inancını sarsabilir ve güvendiği bu kişiyle ilgili tek bir yanlış, hayattaki diğer önemli şeylerde de nelerin yanlış olduğunu sorgulamasına neden olur.

Reklamları Kaldırmak

Advertisement

Plato
Plato
by Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Bu yüzden Platon, “özdeki yalan”ın kişinin içinde sürüklenebileceği en korkunç ızdırap olduğunu iddia eder ve bu ızdırabı “hikaye anlatımı” ya da sıradan “yalan”dan ayrı tutar. Kişi bir yalan söylediğinde, doğruyu söylemediğini bilir ve hikaye anlattığında hikayenin kesin gerçekliğini yansıtmadığını anlar. İnsanların özünde yalan olduğunda, aynı zamanda kişiler aslında doğru olduğuna inandıkları şeyin yanlış olduğunun farkında değildir ve bu yüzden bilinçsiz bir şekilde öyle yaptıklarının farkında olmadansürekli gerçek dışı konuşurlar. Kişinin hayatındaki en önemli şeyler hakkında yanlış inançları olması, hayatı gerçekçi bir şekilde görememesin eve bu yüzden başkalarının ve özellikle de kendisinin varoluşunun gerçek doğasını anlayamamasına sebep olur.

Reklamları Kaldırmak

Advertisement

Aşağıdaki, “Devlet”ten alıntılanan diyaloğa göre Platon, ilk olarak hiç kimsenin hayatın en önemli unsurları hakkında yanılmak istemeyeceğini, ikinci olarak gündelik hayatta söylenen yalanların kişinin özünde yatan yalanla aynı olmadığını ve üçüncü olarak cümlelerdeki yalanların arkadaşlara (yakınlara) yardım ederken kullanışlı olabileceğini ya da nereden geldikleriya da neden var oldukları ile ilgili cevaplar arayan insanlara rahatlık ve istikrar sağlayan mitolojilerin yaratılmasında kullanılabileceğini iddia eder. İnsanın özünde yalan olmasıyla ilgili asıl sorun, daha önce de belirtildiği gibi kişinin bu yalana sahip olduğunu fark edememesidir. Kişi özündeki yalanın farkına varabilmek için kendini bir filozofa bağlamalı ve bilgeliği takip etmelidir. Bu takip süresince, kişi bu yalanını anlamaya başlayacak, anladığında da yalanı gerisinde bırakabilecek ve doğru, dürüst ve açık bir hayata doğru yol alacaktır. Aşağıdaki Devlet’ten alıntılanan bir pasaj (II.Kitap, 382 a – 382 d) bu kavramı Platon’un anlayışı bağlamında açığa vurur (B.Jouwett’in çevirisi):

Sokrates: “Gerçek yalandan, eğer bu ifadem hoşgörülürse, tanrılar ve insanların nefret ettiğini bilmiyor musun?” dedim.

Adeimentus: “Ne demeye çalışıyorsun?” dedi.

S: “Demeye çalıştığım hiç kimse kendisinin gerçek ve yüksek benliği ya da gerçek ve yüksek değerleri ile ilgili yanılmaya gönüllü değildir. Tüm bunların ötesinde en çok da bir yalanın onlara hakim olmasından korkarlar.”

A: “Hala seni anlamıyorum.” dedi.

S: “Anlamamanın sebebi sözcüklerime derin anlamlar yüklemen; ama ben sadece diyorum ki bu aldanmaları, aldatılmaları veya yüksek benliklerinin, yani ruhlarının en yüksek gerçeklikleri konusunda habersiz olmaları ve benliklerinin bu parçasında yalanı tutup zaptetmeleri, insanların en az hoşlandıkları, hatta tek kelimeyle tiksindikleri şeydir.” diye cevapladım.

Reklamları Kaldırmak

Advertisement

A: “Onlar için bundan daha tiksindirici bir şey yoktur.”

S: “Ve az önce belirttiğim gibi, aldatılan kişinin özündeki bu cehalete gerçek yalan denilebilir. Sözcüklerdeki yalan ise yalnızca özün önceden olan eğiliminin yapay ve gölgeli görüntüsüdür; saf, katışıksız yalan değildir. Haksız mıyım?”

A: “Tamamıyla haklısın.”

S: “Gerçek yalandan tanrılar kadar insanlar da rahatsız olur değil mi?”

Reklamları Kaldırmak

Advertisement

A: “Evet.”

S: Oysaki cümlelerdeki yalanlar bazı durumlarda faydalıdır ve nefret edilesi değildir; düşmanlarla baş etmek buna örnek olabilir ya da yine, bir delilik ya da yanılsama içinde olan, arkadaşlarımız dediğimiz kişilerin birtakım tahribatlar yapması söz konusu olduğunda, işte o zaman faydalıdır ve bir nevi ilaç ya da engelleyicidir. Bu aynı zamanda, az önce konuştuğumuz mitolojik hikayeler için de geçerlidir. Çünkü antik dönemlerle ilgili gerçekliği bilmiyoruz, elimizden geldiği kadar yalanı doğru yapıyoruz ve böylece yararımıza kullanıyoruz.

A: “Çok doğru.” dedi.

Plato's Republic
Plato's Republic
by N/A (CC BY-SA)

Platon sonra bu noktadan devam ederek Devlet’in birinci kitabındaki adalete dair savla ilişkili olan ve onuncu kitap boyunca diyaloğun geri kalanına cevher sağlayan “özdeki yalan” kavramını daha fazla detaylandırır. Aslında Platon’un gerçek yalanın, insanın farkına varması gereken tek bir nihai hakikat olduğunu eğer bu olmaz ise insanın manalı bir yaşam sürdüremeyeceğini tüm diyaloglarında ve çalışmalarında ısrarla vurguladığı söylenebilir.

Reklamları Kaldırmak

İlan

yazar

Joshua J. Mark
A freelance writer and former part-time Professor of Philosophy at Marist College, New York, Joshua J. Mark has lived in Greece and Germany and traveled through Egypt. He has taught history, writing, literature, and philosophy at the college level.